valentines day etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
valentines day etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Şubat 2012 Salı

AŞK'ımın Günü.Valentine's Day.


          4. sevgililer günümüz şaka maka. Öyle çabuk geçiyor ki zaman. Dönüp baktığımda ilk gün dün gibi hatırımda. Siyah-beyazlaşmamış henüz, renkli ekran ve eksiksiz.Ne giydiğimizden tutunda,ne içtiğimiz ne konuştuğumuza kadar yoklamaya tabi olabilirim.
          Ve aşk öyle bambaşka ki, öylesine dinç tutuyor zamana inat başta yürek olmak üzere her zerreyi. Besleniyorsun. Biter gibi bir korku taşımıyorsun sevgine dair. Gürleşiyorsun aksine. Biz olmaya öyle alışmış oluyorsun ki ben de tökezliyorsun. Düşünemiyorsun bile ondan gayrı hayatı.
          En küçük eşyalarda,şarkılarda,sokaklarda bir şekilde bilinçli ya da bilinçsiz ama ince ince işlediğin ''biz'' iğne oyaları mevcut. Onsuzluk zor. Allah yaşatmasın.
           Nerde ve nasıl olursa olsun o eller birleştiyse yahut baş omuza vardıysa öyle ya da böyle huzurun betimlemesini yapıyorsun ! Kokusu başka,sarılışı başka...AŞK adı başka ne gerek var tamlamalara.

                                               

          Bazen en yakın dostun,bazen ağabeyin,bazen baban bile oluyor:) Hatta kimi zaman oyun arkadaşın. Aşk çocuklaşmakta bazen. Kimseye aldırış etmeden pamuk şeker yiyebilmek, kar topu oynayıp karınlar acıyasıya gülmek. Elalem ne der düşünmeden an'ın aşk'la keyfini sürmek. Yemek pişirmek birlikte özenle hatta belki ortalığı pisleterek, mum ışığında sofralar kurmak bazen.Bazen deli gibi kavga etmek hatta benliklerimize zarar vermeden.Kızgın taraf bağırıp çağırırken susmayı bilmek,sabahları öperek uyandırılmak,uyuyor numarası yaparken bile öpülmek,sarılmak durup dururken,dans etmek sokağın ortasında...Haykıra haykıra şarkı söylemek,sucuk ekmek alıp baş başa pikniğe gitmek.Evlilik hayalleri kurmak,hayalde ev döşemek,rüyada aldatıldığını görüp uyandığında çok kızmak...


           Aşk bir sürü cümlede,tümcede,sözcük de yerini alıyor bir şekilde. Ama asıl anlamı hiç değişmiyor.



           Ben tüm bunları seninle yaşayabildiğim için dünyanın en şanslı kadınıyım Ömr-ü Sebebim,Dönüm Noktam! Seni Çok Seviyorum! Günümüz kutlu olsun! :) İyi ki benimsin ve iyi ki seninim! Senin olmayıda biz olduğumuz kadar çok seviyorum!


                                                       
                                                                   *MUCKKKKKKKK!*

                                                                      buda bizim şarkımız.

Birinin kadını olmak.





BİRİNİN KADINI OLMAK

Başka hiç kimse tarafından dokunulmamak, konuşulmamak, bakılmamak hatta! 

Biraz korunmak, biraz şımarmak... 



Bir kaç çeşit yemek yapmak, İstiklal caddesinde sıkı sıkı elini tutmak, belki film izlemek ama mutlaka bi gözlerımızden patlayan aşk olucak, Pazar sabahı kahvaltısı etmek uzun uzun, sahilde yürüyüş yapmak gibi küçük ama zor heveslerim var 

Neden mi? 
Herkesin eli tutulmaz, 
herkesle film seyredilmez, 
herkesle çekirdek çitlenmez, 
herkesin kadını olunmaz da o yüzden! 



İçinden gelmeli... 

Hücrelerine kadar hissetmeli, dna"larına kadar bilmeli insan! 
Düşünerek emin olunmaz, bir anda ya olunur ya olunmaz. 
Bir de şu yakın geçmiş duvarları olmasa, kafa da hiç karışmaz ya, olsun! Oysa bazen tek bir söze ya da bir bakışa yıkılır bütün duvarlar... 



Kek yapmayı da öğrenmek lazım aslında bi ara! 



Sabahları uyandığımda günaydın sevgilim mesajları görmek istiyorum telefonumda. Gün içinde özlediğim birisi olsun istiyorum. Özlemek istiyorum birini. Çok özlersem dayanamayıp gidip sarılmak istiyorum. Dayanamamak istiyorum! 



Çalışırken, düşünmek istiyorum sonra onu! Aklımda olduğu için gülümsemek istiyorum ara ara... Gülümsediğim için daha çok çalışmak... 



Birini sevmek istiyorum; hiç kimseyi sevmediğim gibi, biri sevsin istiyorum beni, hiç sevilmediğim gibi... 



Biri o kadar çok sevsin ki beni, hatalarımı da sevsin istiyorum! 

O kadar çok sevsin ki; hata yapmaktan ödüm kopsun! 



Kıskansın istiyorum biri beni! Sorsun istiyorum neredesin diye, Hımm kim aradı bakayım diye 



Biliyo musun ne oldu? ile başlayan heyecanlı cümlelerimin sonuna kadar tahammül etsin istiyorum biri bana. Mutlaka ipe sapa gelmez bir şey olmuştur ama dinlesin sonuna kadar. Ya bi yavru kedi macerası ya da işte ona benzer bir şeyler olmuştur. Ben de her seferinde sanki bahçeyi kazmışımda hazine bulmuşum gibi heyecanla ve öneminin üzerine basa basa anlatırım ya, dinlesin işte. Ya, evet, çok mühim bir şeyler olmuş falan desin bi de sonunda... 



Şimdi ben istesem İstiklal caddesinde birinin elini tutup gezemem mi? 

İstesem benimle birlikte çekirdek çitleyip aynı anda film seyretmeyi de başarabilecek birini bulamam mı bi arasam? 
Şimdi ben yalnız olmak istemesem, yalnız olur ve bunları da yazıyor olurmuydum? 
Hiç sanmam! 



Birinin elini tutmakla, birinin elini, sıkı sıkı tutmak arasında çok fark var! 

Ya tutarsın ya da tutmazsın ya da, tutmuş gibi yaparsın işte. 
Ben yapmam! 
Bunu zaten bilirsin. 
Kimin elini tutacağını yani. 
Deneyerek bulmazsın. 
Sadece bilirsin. 
Bilmek! 
Açıklaması yok. 



Ve ben elini sıkı sıkı tutmayacağımı bildiğim hiç kimseyle İstiklal caddesine gitmeyeceğim! 

Heyecanla ve özene bezene olmadıktan sonra kimseye yemek yapmayacağım! 
Repliklerin bir anlamı yoksa, kimseyle film seyretmeyeceğim. 
zaten çekirdeği unutsun bile, asla olmaz! 



Birinin kadını olmak istiyor canım; biraz korunmak, biraz şımarmak... 


Çekirdek mutlaka olsun! 
                                                                                                                ALINTI.

                                                 Ve AŞK'ın kadınından... Dünün anısına.

4 Şubat 2012 Cumartesi

Pull and Bear Just Love.

     14 Şubat için sınırlı sayıda hazırlanmış tişörtler :) Ben çok sevdim! Gerçi öyle aynı renk aynı görsele sahip, birbirini tamamlayan hiç birşey giymedik 4 senedir. Ama bunlar fena değil :)