beyzanın kalemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beyzanın kalemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Şubat 2014 Salı

Ne giydim?




Deri ceket:Koton
Çizgili svetşört: Limango ''herşey 14.95 kampanyasından''
Jeans:Colins
Kemer:Boyfriend =)
Ayakkabılar:Lacoste
Çanta:İzmit Sobee

14 Eylül 2012 Cuma

İyeoka eşliğinde Bir iç dökme yazısı. :)

          

     Bu yazıyı kim okur kim okumaz bilmiyorum ama doldum heralde ki taşıyorum.Paylaşmak sadece amacım.Öyle ya bana dair herşeyi paylaşmıyor muyum zaten sizinle.Canlarım bloğu açalı 1 sene oluyor ve çok şükür ki 240 a yakın takipçim var sayenizde.Hepinize ayrı ayrı çok teşekkür ediyorum.Yorumlarınız,emailleriniz ve ilginiz için.Size ulaşabildiğim için,size hitap edebildiğim için inanın çok mutluyum.Hımm, ben istemez miyim benimde binlerce izleyicim olsun, blogtan arkadaşlarım ,görüştüklerim ,smsleştiklerim olsun çok isterim. Valla bak. Fakat ben öyle ünlü bir blog değilim.Olamamda.O yüzden en baştan iddaalı olmayıp çaylak dedim kendime.Evet ben gerçekten çaylağım.Ve çırak olmak için bile 4o fırın ekmek yemem gerek.

        Nasıl mı?Hemen anlatıyorum.Arkadaşım şahsen zevkime,rengime,yaratıcılığıma güveniyorum.Şayet bu konuda bir güvensizliğim olsaydı bu mecrada olmazdım zaten.

       Valla işin açıkçası bende bayılıyorum Alexander Mcqueen in kuru kafalı kutu çantalarına,Kurt Geiger'in ayakkabılarına,Miu Miu nun ışıltılarına,Valentino'nun elbiselerine,Chanel'in zincirli çantalarına,Massimo Dutti ceketlere,Chanel allıklara,Dior farlara falan.Bunu böylece uzatırım daha.
     
       Ama ben işçi kızı olarak geldim dünyaya.Ve bir çantaya 3 milyar para verebilecek bütçeye sahip değilim.Malum öğrenciyim idare etmem gereken bir evim var ve okumam gereken kitaplarım.Alışveriş benim tutkum ama öncelik ihtiyaçlarım.Zara'ya bile İstanbul'a Eskişehir'e yolum düşerse uğrayabiliyorum.Ha bu beni küçültüyor mu hayır.Ben bazen pazardan aldıklarımla da çok şık olabiliyorum.En azından çevremdekilerin beğenilerini işitiyorum.

       Yani paylaşmak istediklerim bende de para olsa bende alırım en güzel,en pahalı cicileri bir güzelde kombinlerim.Fiziğim,boyum,posumda yerinde çok şükür.Ama ben bu kadarım.Ben Koton,Mudo,Levis,Ltb gibi ulaşabildiğim markaları giyiyorum.Bazen bit pazarından,bazen sosyete pazarından giydiğimde olur benim.

       Herşey marka değil diyenleriniz olacak biliyorum.Evet değil.Ama biz kendi kendimize uğraş veren bloglarız.Bu kadarız;) Yalnızca anlatmak istedim.

       İyi dedim hoş dedim de farkındayım bende tam anlamıyla ilgilenmiyorum bloğumla.Fotoğraf makinası alamadım mesela bahane ediyorum fotoğraflamıyorum bir çok şeyi.Gittiğim,gördüğüm güzel cafeleri,evleri,vintage eşyalarımı,vintage dükkanları,tasarladığım takılarımı,pazar maceralarımı,yaptığım alışverişleri...Bu konuda beni eleştirmekte de haklısınız.Bir işten zevk alıyorsan elinden geleni yapmalısın daha iyi olmak için.

      Bunu da kendime öğüt ediyor ve susuyorum artık.Çok konuştum çünkü farkındayım.Neyse canlarım çok öpüyorum hepinizi.İnanın kendi çapımda çaylak maylak daha iyi olmaya çalışacağım.


                                   Ruhunuz Dinlensin.                                                                    Huzur bulun.

ne giymeli?

     <3 kış aralasın kapıyı.bir nescafe,bir battaniye,bir kaşkol ısıtsın bizi.Varsa şayet hali hazırda sıkıca sarsın bizi aşk!

12 Eylül 2012 Çarşamba

ne giydim?


                                     
                               

             Marin temalı yakası dantel işlemeli elbise nişanlımın hediyesi. Çanta Lv,Sandaletler steve madden. Ve burası da Kütahya Hisar Döner Gazino. Siz yemeğinizi yerken bu eşsiz manzara eşliğinde farkında olmadan dönüyorsunuz ve hiç bir yere arkanız dönük kalmış olmuyorsunuz :)
         

9 Eylül 2012 Pazar

ne giymeli?

                                                             Bugün pazar.

1 Eylül 2012 Cumartesi

Tatil Anektodu: HasanBoğuldu (Sutüven)


   
      Bir aşkın hazin sonunu anlatıyor bu eşsiz güzelliğin hikayesi de.
      Aileleri arasında uyumsuzluk olan Emine ve Hasan'ın evlenmelerine bir şartla izin verilir.Hasan Kaz Dağlarından bir çuval tuzu hiç dinlenmeden getirecektir.Gel gör ki Hasan sırtlandığı çuvalı bir müddet sonra taşıyamaz hale gelir.Tuz sıcakta piştikçe Hasan'ın sırtını yakmaktadır ve daha fazla dayanamayan Hasan çuvalı yere indirir.Buna kızan Emine çuvalı sırtlandığı gibi ardına bile bakmadan yürümeye başlar.O günden sonra Hasan'ı bir daha gören yoktur.Rivayete göre yapamamış olmasına kızıp atmıştır kendini sulara.Emineyse ondan geriye yalnızca bir gömlek parçası bulmuştur dere kenarında ve sesinin kulaklarında çınlamasına dayanamayan Emine de o gömlek parçasıyla asmıştır kendini sevdalısına kavuşamayınca..
 
      Nasıl özgürdüm.Nasıl aittim doğaya.
      Huzur dedim böyle bir şey işte.Terliklerim elimde o kayadan o kayaya atlarken,tehlikeye aldırmadan,hafif hafif esen rüzgara bırakıp kendimi,buz gibi suyun içinde tabiat ananın tam da kucağında.Tarifsiz bir huzur.Tıpkı cennet.Tüm o kalabalığın içinde tek hissettiğimse Aşkıma ve doğaya aidiyetimdi.Buydum ben.Gürül gürül çağlayan suyu dinledim çıtımı çıkarmadan başımı yaslayıp sevdiğimin omzuna.Dudaklarım kıpırdamadı pek şu güzelliğe bak cümlesi dışında tümceler kurmak adına.Mis gibi oksijeni doldurdum ciğerlerime ve şükrettim Tanrı'ma.O ol dedi ve oldu.Öylesine güzel ve öylesine mükemmel oldu ki! Kelimeler yanyana geldiğinde hala anlamsız.








   
     

   

22 Ağustos 2012 Çarşamba

Neredeyim,Nereye Giderim :)

      

      Nerelerdeyim ben?
     
      Yokluğumu fark edip, sorup ilgilenenlere çok teşekkür ederim öncelikle :) Beni çok memnun ettiniz. Epey zaman oldu ilgilenemedim bloğumla. Farkındayım. Sizleri arada takip ettim ama yazasım da gelmedi bazen, kaçar oldum kendimden nedense. 
  
      Ramazanda bir avm de çalıştığım için oldukça yoğun ve yorgun geçti. :) Doğal olarak laptobumla pek buluşamaz oldum. Ne post hazırlayacak ne de kafamı kaşıyacak vakit bulabildim inanın. Sevdiceğimle bile pek görüşemedim. :( 

      Derken bayram geldiii ve başladı eş-dost ziyaretleri. ''Dinleneydin,kafanı dağıtaydın,tatile gideydin madem yoruldun iyiydi'' dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız. Ama ben bayramları çok severim. Böylesine hızlı bir zamanda gün geçtikçe aile,akrabalık gibi değerlerin yok olup gitmesi benim hep canımı acıtır. Ben kalabalığı,sıcaklığı,paylaşımı çok seven biri olarak bu değerleri taze tutmak için elimden geleni yaparım. Ki bayram boyunca da böyle oldu zaten. Uzuuun zamandır görmediğim akrabalarımın ve aile dostlarımızın elini öpüp hatırlarını alarak, ne kadar büyüdüğümü işittim bir kez daha onlardan.

      Ve kişisel gelişimimi bir kaç tık daha ileri attım :) Kendi kendime Benliğimi ve Beni Seven Herkesi mutlu edicek güzellikler sunmayı kabullendim bir kere daha farkına vararak. Kendimi, ne olduğumu kavrayarak. Büyüdüm.

      Ve yenilenen Beyza için yarında tatil zamanı işte. Okul başlamadan bir kere daha Balıkesir gözüktü anlayacağınız sevdiceğimle bize. Söz veriyorum daha çok fotoğrafla döneceğim. :) Şimdilik kendinize iyi bakın. Mutlu bayramlar diliyorum hepinize geçte olsa ve her yeni güne kendinize bir güzellik daha katmanın huzuruyla ,tıpkı bayram edasıyla uyanıp güzellikler yaşamanız dileğiyle.

     

23 Temmuz 2012 Pazartesi

eve dönüş :)



                     Ben geldiiiim =) Çoook güzel bir hafta geçirdim. Buna ihtiyacım vardı epeydir. Bol bol yüzdüm,kitap okudum,gezdim,yedim,içtim,bronzlaştım sonunda.Çokca eğlendim, akçay lunaparkta binmedik oyuncak bırakmadım en çok kamikazeden zevk aldım..Bir dolu huzur duydum mavinin ve yeşilin büyüsünde,denizin derinliklerinde...yüzdükçe yüzdüm. vs vs. Akçay'a, Altınoluk'a, Güre'ye, Edremit'e falan gittim.Sarımsaklı tarafına geçemedim içimde kaldı :/ ama olsun.

                         
                Öyle çok eşya götürmedim üzüle üzüle ama böylesi çok daha iyiymiş anladım.Topuklularımdan bile vazgeçip bir flipflop bir sandaletle gittim.Her akşam farklı bir lezzet denedim.Teyzemin (nişanlımın teyzesi) yemekleri de birbirinden lezzetliydi o muhteşem zeytinyağıyla sarmalar,bamyalar,patlıcanlar,fırında tavuklar vs vs...ııııımmm.. :)


                 
        Altınoluk'u çok özlemişim... Doyamadım da daha. Hiç değişmemiş. Aynı bıraktığım gibi.Denize girdiğim plajı,çay içtiğim çay bahçesi ve diğer her şey olduğu gibi duruyor.Büyük bir mutlulukla gezdim. Derin derin içime çektim iyot kokusunu.Akvaryum gibi denizinde doya doya yüzdüm.


             
       Küçükken babamla balık tuttuğumuz bu küçük marinada yine duvarın üzerinden yürüdüm o muhteşem manzara karşısında.Ama bu defa elini tuttuğum büyük aşkım babam değil,sebebi ömrümdü:) Büyümüş,koca kız olmuş,nişanlımın elinden tutup getirmiştim buralara. :P


              
       Nişanlımla birlikte küçük güzel bir tatil geçirdik anlayacağınız. Huzur dolu döndüm eve. Oldukça dinlendim. Öyle çok fotoğrafta çekemedim ama hepimize yeticek kadar var en azından:) Paylaşacağım en kısa zamanda. Şimdilik hoşçakalın.Sevgilerle. xox.

14 Temmuz 2012 Cumartesi

Çaylak Blogger Tatil Yolcusu...

      


      Herkes çooooktaaaan gitti mavi derinliklere bol bol da yüzüp , güzel güzel güneşlendi de geldi bile.Ama artık sıra bende.Şöyle bir kaç günlüğüne Balıkesir'e doğru yolculuğa çıkıyorum yarın nişanlımla.


      Bavulumu hazırlamak pey zorladı beni.Gerçi bu hep zorlandığım bir nokta :) Bir türlü vazgeçemiyorum birilerinden. Ama onu da seviyorum şu şortumla çok güzel oluyor ama bunu bununla giyerim diye diye çoğalıp gidiyor. Elemek için bakıyorum anca 1-2 si çıkıyor bavuldan üzüle üzüle. Ama sonunda öyle ya da böyle olması gerekenden biraz fazlayla bavulumun fermuarını çektim. O zaman yarına kalmasın Balıkesir yolcusu. Ordan nereye kim bilir? Nereye eserse. Edremit,Akçay,Altınoluk,Ayvalık belki Geyikliye kadar ordan Bozcaada falan. Bilmiyorum artık dönüşte güzel fotoğraflarla sizinle olacağım inşallah.Şimdilik kendinize çooook iyi bakın. Öpücükledim.

     

17 Haziran 2012 Pazar

Babalar Günü...

   

         Penguenler hem sevimli olma halleriyle hemde mizaçları itibariyle benim gönlümü çalmış hayvanlardır. Tek eşli olup, aşkı doruklarında yaşayıp  sonra o yavru penguen adına tüm zorluklara katlanmaları onları daha da yüceltiyor gözümde , hayranlığım kat be kat artıyor. Hani anne penguen yemek bulmak için ayrılınca kutup noktasından baba penguen ayaklarının üzerinde haftalarca saklıyor ya sıcak tutmak ve korumak için yavrusunu;  ağlamadan duramıyorum her izlediğimde belgesellerin bu sahnesini.


          Baba deyince de, hep penguenlerin bu sahnesi aklıma  geliyor. O özveri ve itina. Tüm zorluklara göğüs geren,o sıkı sıkı tuttuğu yavrusunu hiç bırakmadan mücadele eden ve yıkılmadan tipilerde.

         Kız çocuğu için farklıdır hep baba profili erkek çocuğua oranla. Aşktır. Kahramandır. Arkadaştır. Huzurdur boynuna sarıldığında duyduğun ve güvendir korktuğunda sığındığın hiç bir tehlikenin delip geçemeyeceğini bildiğin.


         Babam başkadır benim içinde. Annem dostumdur ama babam tutkumdur. Sevgilimi babama benzetirim hep ve o yüzden aşık olduğuma inanırım dolayısıyla. Babam kahramanımdır. Bana yüzmeyi,bisiklete binmeyi,çarpım tablosunu ve daha akla gelmeyecek bir sürü ince şeyi öğretendir.


       Öğütleri gelir hep aklıma. Karşısına alıp tatlı tatlı konuştuğu kolay kız olma, zor ol hep ve kimseyi kendinden çok sevme öğütleri...Birde nişanlanırken ben dolu dolu yeşil gözleri gelir gözümün önüne her babalar gününde.Ona kalsa çocuğum hala ben gözünde ve öyleyimde. Ben hep çocuk kalayım babamın gözlerinde.


         Bugün ilk kez ayrı bir babalar günü geçiriyoruz. Hem de 2 aydır göremediğim gerçeğiyle.Şimdi o Erdek'te ben Kütahya'da. Telefondan kutlayabildim sadece ilk aşkımın,babamın varlığına duyduğum minneti. Ve şimdi burdan haykırıyorum;


        Canım BABAM seni çok seviyorum. İyi ki benimsin ve senin evladın olmaktan gurur duyuyorum. Babalar Günün Kutlu Olsun! Mükemmel bir baba olduğun için teşekkür ederim.


14 Haziran 2012 Perşembe

Geri Döndüüüüm! :)

   
   2 buçuk ay aradan sonra özlemini sürdüğüm bloğuma dönebildim nihayetinde. Ne yaptın bunca zaman, unuttun mu yoksa canın mı istemedi derseniz hiçte öyle değil aslında.
  
   Mayıs ayı çok yoğun geçti benim için. Malum Felsefe okuyorum. 10. Felsefe Günleri Sempozyum'u düzenledik Amsterdam Belediyesi ve Amsterdam Üniversitesiyle birlikte. Çok yorucu ama çokta doyurucu bir etkinlikti Spinoza'ya dair. Proje aşaması, Stantlar, reklamlar falan derken tüm vaktimizi aldı mayıs ayı boyunca.


   Onun hemen ardından gelen bahar şenlikleri ve finaller. Tüm bu yoğunluk ancak dün sona erdi ve son finalimi de verip bugün buradayım! Sizleri çok özledim:) Gelir gelmez neler yaptıklarına dair duyduğum heyecan ve merakla blogları keşfe çıktım. Yavaş yavaş tatil esintileri gelmiş. Kombinler renklenmiş. Çok beğendim çok güzel postlar var. Şimdi sıra bende. Tekrar aktif ve güncel olmanın vakti geldi... ;) sevgilerle. xoxo.

7 Mart 2012 Çarşamba

5N-1K Mim'im!

                                    Mim lendimmmm!  :)

       Sevgilii LUNA beni mimlemiş!  Mim'in adı 5N1K. Soruları aklımıza gelen ilk cevaba göre cevaplıyormuşuz ve de istersek sorular arasında bağlantı oluşturabiliyormuşuz.  

Ne? 
Nerede?
Nasıl?
Ne zaman?
Neden?
ve Kim?

1- NE?

Huzur. Yürekten duyulan doymuş  nitelikte!


 


2- NEREDE?

Paris'te. Sevgilimle. Lüks olmanın aksine eski bir bina benliğinde bir butik otelde.  Eiffel manzaralı. Beyaz çarşaflı içine gömüldüğüm bir yatak,baş ucu kitaplarım ve birazda şarap olmalı yanımda :)




3- NASIL?

Eski ve küçük bir bavul eşliğinde geldiğimiz, yabancı bir şehirde yeniden keşfe çıktığımız bol bol fotoğraf çektiğim  romantik ve iç ısıtıcı türden bir seyehat olmalı.







4- NE ZAMAN?

mayıs'ta. güzel olurdu Paris. :)



5- NEDEN?

Çünkü Paris benim tutkum! Çünkü birgün Paris'te olmalıyım! Gitme arzusu duyduğum çokca yer var ama en önce Paris'i koklamalı yüreğim!




6- KİM? 

Luna gibi bende KİMİNLE diyerek algılıyorum bu soruyu. Ve Paris'te AŞK'sız nefes alınır mı diye sormadan edemiyorum kendime. AŞK yanımda olmalı. Elini tutup şımarmalı aşıklar kentinde ,omzuna baş koymalı yorulunca,sarmalı en güzel manzara karşısında,eiffel altında dudakları kavuşturmalı. . .AŞK olmadan çekemem içime Paris kokusunu ve ihtişamını! AŞk her daim olduğu gibi bu seyehatte de benimle olmalı! 




                  Not baremi: Paris'e gidipte alışveriş yapmadan olmaz değil mi ;) Bol bol çantayla dolsun ellerim!

                   Ve Bu ara da bende bu mim'imi okuyup içinden ''bende burda huzur duyardım'' diyen herkesi mimliyoruuuum!   Öpücükledim kocaman koccaman ve Sizi seviyorum çoookca..!
                          
      
              

25 Şubat 2012 Cumartesi

Yolculuk var yarına...

     
        BlogNAZ'laaaarıııımmm... ( eskiden blog''can''larım diyordum ama bir arkadaşım daha kullanmaya başlamış neysee...) benim tatil fazlasıyla uzadı.Okul başlayalı 1 hafta oldu bile.Kocaeli'den de mesajlar geldi özledik gelin artık diye sağolsunlar.Bende özledim tabi canım arkadaşlarımı ve sonra da evcazıımıı.. :) 

     
Kanepemde yayılıp tv izlemeyiii ki burda teyzoşla en çirkin hallerimizle poz veriyoruz...


mutfağımda kendi usulümce yemekler pişirmeyi [ ki ben farklı lezzetler denerim hep ;)]...


 AŞk yaşamayı....

 rekabete girmeyi,eğlenmeyi,ayakkabılara aşık olmayı...


 keyif yapmayı denize karşı..Bol bol yosun kokusunu içe çekmeyi...

 uyduruk gemilerde titanik aşkını sürdürebilmeyi,

 çocukta olabilmeyi,kartopu oynayıp kayarak,

şebek olmayı bazen...
...
     kısaca izmit sokaklarında gezip tozmayı çokca eğlenmeyi...



 esmer hallerle çok sevgili turuncu sıralı sınıfımda poz vermeyi...

 Kampüste gezinmeyi acele acele,


 ve fakültede edilen eşsiz sohbetleri çok özledim :) [felsefe okuyorum malumunuz derin derin sohbetler ve tartışmalar :)] 
***************** 
     
      Yarın öğlen saatlerinde yollarda olacağım anlayacağınız sevdiceğimlee. Akşam gibi de evimde :) Bir sorun var ki oda laptobun ekranı kırık hala :( yaptırmadan gelmiştik gidince halledeceğiz.Sizlerle olamayacak gibiyim kısaca 1-2 hafta.Gerçi telden,okuldan,ordan burdan takibe alırım sizi.Ama yine de bu kadar sık olmaz diye düşünüyorum. Neyse bu dönemde sizler kendinize çokca iyi bakın! Çok sevin kendinizi, şımartın bolca hazır baharda gelirken...Fırsat bu fırsat diyerekten.Pastel olan ne görürseniz alın.Ben öle yapıcam.Tabi neon,fosfor yeşili ve sarıları unutmayın.Onlarıda bir güzel bejlerle,topraklarla bir araya getirin ki komik olmasın. Beni de özleyin! Güzel şeylerle döneceğim ;) Çekiliş yapmayı düşünüyorum sizler için. Bir kaç hediye fikri var kafamda bakalım hangisi olacak.  Sizi seviyorum koccamanca öpücükledimmm. Hoşçakalın! 
     

     

21 Şubat 2012 Salı

LookBook'tan beğendiklerim part-12

 ouuww ayakkabısından tutunda elbisesinin modeli ve rengi ceketinin güzelliği, saçları,bronz teni ; tek kelimyle harika! Çoooook beğendim Çooook!



rahat mı rahat ve çok cici bir kombin. kırmızı maksi eteği çok seviyorum.Helede piliseli olunca.kot ceketi,ayakkabıları ve rujuyla çok trend!



Lila,pembe ve bordonun uyumunun göstergesi! ben belki ayakkabıları farklı düşünebilirdim!


 kırmızı,mor ve yeşil uyumunu zaten biliyoruz. ama burdaki birleşim çok sevimli ve güzel değil mi?



 bir çoğumuz kullandık zaten kot gömlek ve bordoyu ama birde puantiye girince işin içine nasıl güzel olmuş.gözlükler,ayakkabılar ve özellikle saç takdirlik!



 bordo en sevdiğim renk ya görünce dayanamıyorum :) ama ceket,etol ve şapka üçlüsüyle daha da güzelleşmiş. bayıldım..



farklı farklı doku ve renkler bir arada ama hiç göze batmıyor. günlük ve şık. sevdim bunuda. röfleleride ayrıca hoşuma gitti.